Yazılarımı okuduktan sonra yorum yapmayacak olsan bile yazımın hemen altındaki "okundu" butonunu işaretle olur mu :)

31 Mart 2014 Pazartesi

Mim Mim Mim :)

Eveeet, yoğun bir sınav haftasından sonra karşınızdayımmm :) Sıla beni 2 küçük mim ile mimlemişti, onları cevaplayacağım şimdi :)
Sıla'nın bloğu için tık tık

1.Neden blogun ismi happylittleredridinghood?
Önce anlamını açıklıyayım; Happy little red riding hood = Mutlu küçük kırmızı başlıklı kız demek :) Bu bloğu açmadan önce internette ingiizce masallara bakıyordum ve Little red riding hood(Küçük kırmızı başlıklı kız) ismi çok hoşuma gitmişti ve önce onu yapıcaktım blog ismimi. Meğerse sahibi varmış onun için başına "happy" de ekledim(Çevremdekiler çok pozitif biri olduğumu söylerlerde :D ). Blog ismi arayanlara tavsiyem blog isminizi ingilizce seçicekseniz çok uzun seçmeyin :D Blog adresimi soranlar oldumu anlamada epey problem oluyor çünkü :)

2.Hayat felsefeni belirleyen söz?
Sadece söz olarak istenirse: Kendini gizle.
Ama hayat felsefem olarak sorulursa, Paul'ün Mim'inde de söylediğim gibi:
Aileni her zaman sev, onlar senin hep yanındalar(özellikle anne ve baba)
Asla yalan söyleme: yok karı-koca arasında söylenirmiş yok carta söylenirmiş felan saçmalık bunların hepsi. Yalan yalandır, iyi sonuçlar doğurmaz.
Sevdiğin kişilere sevgini göster(özellikle kardeşler için geçerli bu durum)
(Ayrıca "Kendini gizle" yi de ekleyelim buraya, onu o zaman yazmayı unutmuşum :D )

3.Kendinle ilgili 3'ü doğru 4 şey ...
 1 tanesi yalan mı olucak yani :D
- Bütün renkleri seviyorum ama pembenin yeri benim için ayrı :)
- Gökyüzüne karşı müthiş bir ilgim var, sırf o yüzden profesyonel fotoğraf makinesi almak istiyorum; gördüğüm güzelliği herkesle paylaşabilmek için :)
- Mükemmeliyetçiyim ama o işi kesinlikle kafama takmam gerek :D
- Resim yapmayı seviyorum :D
4'ü de gerçek :D Yanlız dört tanecik maddeyi yazmak ne zormuş :/


----2. mim----

İlk anılarınız neler? Hangi yaşa kadar inebiliyorsunuz?
En fazla 4 yaşıma kadar inebiliyorum, diğer bildiklerim ise tamamen annemgilin anlattıklarından :)
 *4 yaşımdayken çok sevdiğim bir kıyafetim vardı, etek ve gömlekli birşey. Gömleği pembeydi, cebinin üstünde kelebeği vardı, göbek kısmında bağlanan parçaları vardı birde :D Eteği de takımındandı zaten pembeydi ve koyu pembe puanları vardı üzerinde :)
*Yine 4 yaşımdan: Komşumuzun kızı Dilan'ın ikiz abileri vardı. Sarı saçlı ve bembeyaz suratlı olduklarını hatırlıyorum ve onları Amerikalıya benzettiğimi ayrıca o abilerden de çok korktuğumu hatırlıyorum :D
*6 yaşımdan: Anasıfındayken öğretmenimiz 2 dakika sınıftan çıktımı hemen sınıfın şeklini değiştirir, eyrleri gırgırlar ve saklanırdık. Öğretmenimiz geldiğinde de "süpriiz" diye  yerimizden çıkardık ve bunu öğretmenimiz sınıftan her çıktığında yapıyorduk :D Ben organize ederdim bunu da hep :DD

İşte bu kadar mimlerimiz :) İsteyen üstüne alıp cevaplayabilir ^^

Öyle İşte... :)

23 Mart 2014 Pazar

Zennn Ne Hallerde? (Uzun bir aradan sonra)

Yaklaşık 1 aydır blog yazmıyorum. Okulda ders çalışmalarımız yoğunlaştığı için bilgisayarın başına bile çok oturamıyorum, telefonda internette en fazla video izliyorum. Yani doğal olarak 1 aydır adamakıllı ne blog okudum ne de yazdım. Zaten zihnimin içindekilerle fazla uğraşmaktan yazsam bile adamakıllı birşey çıkmazdı sanırım ortaya. Herneyse döndüm işte :) Bloğumun da tasarımını değiştirdim daha sade bir şablon denedim, nasıl beğendiniz mi? :)
Bahar kendini hissettirmeye başladı; ağaçlar çiçek açtı hava bir bozup bir açılsa da çok güzel :)  Bense bi test çözüyorum bi kitap okuyorum bi video izliyorum :) 
Sınıfımdaki o beni uyuz eden kızlar artık uğraşmıyorlar benimle hatta çok iyi anlaşıyoruz bile. Sadece sinir eden birkaç kişi var sınıfta onlarıda umursamamaya çalışıyorum artık. 
Sonracıma telefonumda oyun da oynuyorum aynı zamanda :D Oynadığım 3 oyun var: HayDay, Pou, Jetpack Joyride. Üçü arasından en sevdiğim HayDay tabiki :D Öyle yani yaaa :) 
Gökyüzünü seyrediyorum, fotoğraflarını çekiyorum, temiz havayı içime çekiyorum ve rahatlıyorum :)
Hayat sürüp gidiyor, araya bloğu da ekleme çabasına giriştim şimdi :) Onu da yaparım inşaallah :)

(Sıla, bu hafta içi boş olursam mim ini yazmaya çalışcağım, hafta içi olmazsa hafta sonu olur inşaallah ;) )


Öyle İşte... :)

25 Şubat 2014 Salı

Zorunlu Okunacak Kitap Listesi #2 - Yaban Kitap Özeti

Eveet nihayet 2. kitabımızdayız :) Çoktan 3. kitaba başladım ayrıca, onun yazısı da yakında gelir :) 
Maalesef kitabımız ilk görüşte bende acayip gıcıklık hissi uyandırdı ve amcamızın bütün kitapları da aynı kapağa sahip ne yazıkki :(  Fakat bu kötü kapağın arkasındaki romanı oldukça beğendim ve söylemeden edemiyeceğim Yakup amcamız beğendiğim bir Türk yazar oldu :) Diğer kitaplarını şimdi okuyacağımı sanmıyorum çünkü bulunduğu dönemden kaynaklı(Cumhuriyet dönemi) yazdığı kitapların büyük bir kısmında benzer temalar işlenmiş. Kitapta beğenmediğim bir yön daha var; Kemalistliği çok övmüş. Bence bir insana kayıtsız şartsız bağlanmak hatalı bir davranış, her insan hata yapar sonuçta ve Atatürk'ün de hataları olmuş. Ne yere göğe sığdıramamalı ne de yerin dibine sokulmamalı. Maalesef insanlar pek tutturamıyor bunun ayarını...

Kitap özetimize geçelim artık :)


-----UYARI! Kitabı okumak isteyenler buradan sonrayı okumasın!-----  
Kitabımızın ana karakteri Celal Paşa'nın oğlu Subay Ahmet Celal. Kitaptaki yazanlar Ahmet Subay'ın günlüğüdür. Karakterimizin İstanbuldaki burjuva sınıfında bulunmakla beraber bu durumdan yorulmuştur. Çevresinde yapmacık pekçok insan bulunması bu yorgunluğunun en temel sebebidir. Köye Türkiye'nin asıl sahibi olan anadolunun parçası insanlarla içiçe yaşamak için gitmiştir ayrıca yardımcısı Mehmet Ali çağırmıştır onu kendi köyüne. 
Köye gittiğinde gurur duymaya başladığı ama İstanbul'da utancı olan savaşta kaybettiği sağ kolunun aslında hiç dikkat çekmediğini farkeder. Çünkü köyde hastalık, kolsuz olmak, ağma olmak v.s. gayet olağan şeylerdir. Çok uzatmadan söyleyeyim köyde umduğunu bulamamıştır; insanların cahil olması, ürkek olması, karnını doyurmak dışında başka derdinin olmaması onu hüsrana uğramıştır ama yine suçu burjuva sınıfında bulmuştur. Halkı kendilerinden o denli soyutlamarının halkı bu hale düşürdüğünü söylemektedir karakterimiz.
Olaylar kısaca şöyle gelişiyor kitapta: Karakterimiz köyde bunalıma girmenin eşiğindeyken aşık oluyor: komşu köyde yaşayan yetim Emine'ye. Hatta bu aşkından dolayı Mehmet Ali'nin ailesinin yanından ayrılıyor çünkü Emine'yi Mehmet Ali'nin kardeşi İsmail de sevmektedir. Ahmet Subay, İsmail'in yaşının küçük olmasını fırsat bilip hemen Emine ile evlenmek ister ama Emine kabul etmez: Ahmet Subay'ın "Yaban" olduğunu söyler ayrıca İsmal ile evlenmeyi düşünmektedir. Ahmet Subay yine bunalımın eşiğinde dolaşmaya başlar. Tabi o sırada Sakarya Savaşı sürmektedir. Savaştan bi haber köy halkı düşmanın palavralarına inanmakla beraber Türk askerine de düşman kesilmiştir. Ta ki düşman askerleri köye gelene kadar; köyü talan ederler, yağmalarlar, yakıp yıkarlar ve en son halkın namusuna el uzatırlar. O sıra da Emine kendisini kurtarabilecek tek kişinin Ahmet Subay olduğunu anlar ve gizlice onunla kaçmaya kalkışır fakat onlar kaçarken çıkan kargaşa sonucu düşman askerleri köy halkını ateşe tutar. O sıra da Emine ve Ahmet Subay da yaralanır. Emine'nin artık kurtulmasının imkanı olmadığını anlayan Ahmet Subay günlüğünü Emine'ye bırakır ve uzaklara gider. Ahmet Subay'ın günlüğünü ise çok sonra köye gelen Tetkiki Mezalim Heyeti bulur.
Diğer karekterleri tanıtacak olursak:
-Mehmet Ali: Ahmey Subay'ın yardımcısı. Ahmet Subay ile cephede beraber savaşmışlar.
-İsmail: Mehmet Ali'nin kardeşi. Yaşı küçük olmasına rağmen oldukça yaşlı görünmektedir. Köyün zor şartlarından kaynaklı olarak insanlığı pek gelişmemiş bir genç.
-Zeynep Kadın: Mehmet Ali'nin annesi. Hayatının amacı ailesinin karnını doyurmak olan sert mizaçlı Anadolu kadını.
-Emine: Ahmet Subay'ın aşık olduğu komşu köyden bir kız.
-Bekir Çavuş: Köylünün arasında cahillikten kurtulmaya belki de en yakın olan insan. Daha önce cephede çavuşluk yapmış.
-Süleyman: Hayırsız karısını seven, sıtmalı gariban bir adam.
-Cennet: Süleyman'ın hayırsız karısı.
-Memiş: Süleyman'ın konuşmayan dostu.
-Salih Ağa: Fırsat buldu mu herkesin  parasını yürütmeye çalışan iğretisi karakter.
-Şeyh Yusuf: Köyü uydurmalarla kandırıp dolandıran, azığı bitince köye gelen ve taşıyamayacağı kadar çok hediyeyi yüklenip gidecek kadar arsız bir Şeyh.
-Emeti Kadın: Ahmet Subay taşındıktan sonra onun bakımını üstlenen tatlı teyze.
-Hasan: Emeti Kadın'ın torunu, küçük yaşında çobanlık yapıyor.(Sanırım kitaptaki en sevdiğim karakter.)
Kitaptan altı çizili sözler:
Biraz uzun bir özet oldu ama zaten bu özeti daha çok kendim için çıkarıyorum, bu serinin ilk yazısında da dediğim gibi okulda verilen listedeki kitaplardan sene sonu sınav yapılacak. Hem okuduklarımı unutmamak hem de unutursam dönüp buradan okuyabilmek için yazıyorum. Ayrıca ödevi olan ya da ilgilisi de okusun diye bura da yayınlıyorum :)


Öyle işte... :)

19 Şubat 2014 Çarşamba

Karmakarışık |:-B (Okul yazısııı :) )

Başlıkta yukarıdaki ifadeyi yapmaya çalıştım ama benzedi mi bilemiyorum :D
Pek saçma ve karışık bir okulum var yahu. Bir gün içersinde bile pek çok saçma olayla karşılaşabiliyorsunuz. Birinin işi dedikodu, birinin işi iftira, birinin işi sevgili v.s. örnekler çoğalır gider. Ha keza aralarında ders çalışmak derdi olanlarda var ben ve N. ile beraber koca okulda toplasan 15 kişi(koca okul da hepi topu 250 kişi mi ne :D ). Bu karmakarışık minik topluluk içinde olan bitenler ne kadar şaşırtıcı olabilir ki diyebilirsiniz ve haklısınız tebi ama ne bileyim bana şaşırtıcı geliyorlar :D
Eğer Türkiye'de liseler arası bayılma şampiyonası olsaydı bizim okul açık ara geçerdi tüm liseleri :D Daha dün birisi bayıldı. Valla bu sene herhalde 8-10 tane bayılma vukuatı oldu. Olayın komik yanı biylojicinin bunlarla dalga geçmesi. Adam biliyor tabi işin sahtekarca olduğunu :D E napcaan onlarda haklııı, ders çalışmaktan(!) mecalleri kalmadı e yazııık...

Sonracıma geçen hafta okula yeşil çay götürmüştüm, kendim demlemiştim ama pek tutturamamışım demini, fena halde acı olmuş. İşte ben bu aşırı demli çayı okulda içerkene sınfıtan bir çocuk da istedi çaydan, su şişesine birazcık çay doldurdum bende(Bu çocuğun çok saçma bir karakteri var. Nasıl anlatıyım; sınıfta birisi birşey mi yiyor hemen koşuyor o da istiyor mesela.) Herneyse çayı öyle bir demlemişim ki rengi koyu sarı. Sonra da kızlar gülmeye başladılar :D Çişe benzetti herkes, yani bir kısmı için ben öyle sanıyordum. Sonra sınıfa başka bir çocuk girdi o sırada tepkisi şu:
-Yuh oğlum okulda ne içiyorsun!
-Ehehe, yeşil çaay~~
-Haa, yavaş yavaş içince sen; ben de ne sandım eheheheh
Akıllı varlık içtiği şeyi bira sanmış. Şok oldum resmen ya, o sırada beyni yakınlardaymış ama bir türlü ona uğrayamamış sanırım -.-"

Hah! Bir de arama olayı vardı. Hani okullarda telefon, kulaklık, makyaj malzemesi, sigara falan bulabilmek için hocaların çıktığı heyecanlı arayış varya ondan bahsediyorum :) Bizim okulda "arama yapılacak" denildiği anda herkes birşeyini saklamaya başlar. Saklayacak eşyası olmayanı bile panik kaplar. Halbuki kimse sormuyor "bunu hocalardan mı duydun?" diye. Çünkü genelde yalan oluyor bu arama uyarısı. Geçenler de yine bir "arama var" lafı dolaştı ortalıkta. Bir baktım bizim sınıftaki erkekler ve diğer 11. sınıftaki erkekler toplandı, birisi cam kenarına çıktı ve tavandaki tabakaları kaldırıp ne saklayacaklarsa oraya saklamaya başladılar. Bizim koridordaki tavanlar bir iskelet üzerine yerleştirilmiş tabakalardan oluşuyor, bilmem anlatabildim mi :D Hayır nerden gelmiş öyle bir yere saklamak akıllarına :D Okul bu sene aramalar konusunda 10 level aynı anda atladığından dolayı öğrencilerde otomatik olarak level atlıyorlar tabii :D

Birde dert yanayım öyle gideyim bari :D
Sanırım insanlar benim ciddi olup olmadığımı anlayamıyor. Sabah sınıftan kızın birine bir şaka yaptım nasıl ciddiye aldı nasıl ciddiye aldı anlatamam. Suratı düştü, tepkileri değişti; neredeyse özür dileticek bana. Şakadan kastımda "heey sırada önüme neden geçiyorsun" manasında... Çok mu poker face'im** bir anlasam. Sık sık ciddi görünsemde bende gülebiliyorum, espiri yapabiliyorum. Allah'ınızı seversiniz aklınızdan zorunuz mu var? Nedense bana çok yakın olanlar dışında kimse tepkilerimi ve laflarımı tam olarak anlayamıyor...
Sonra bide o kız benimle tekrar konuşmasın mı? Ne sanıyor bu kız kendini acaba -.-"

**Poker face: Eğer duygularınızı yüzünüze profesyonelce yansıtmıyorsanız yani bu benzetmenin asıl yapıldığı poker masasında elinizin iyi mi kötü mü olduğunu belli etmiyorsanız poker face'sinizdir.
Mesajımızı da verip gidelim(Tabi ki ciddi değilim bu laf hakkında :D ) :D
Öyle işte :)

13 Şubat 2014 Perşembe

Yiteeeeer!! (Motivasyon yazısı)

Yeteeeeer!
- Ders çalışmaya oturduğumda mesaj atan arkadaşlara,
- Sınıfta benimle uğraşıp duran süper zekalı kıza,
- Sınıftaki eşit ağırlığa geçmek istediğini söyleyip bir türlü geçmeyen ve ayrıca geveze olan akadaşlara,
- İlerizekalı gibi gelecek yılki Ygs'mize gün sayanlara,
- Üretkenliğini yalnızca kaygı ve bahane de kullanan beynime
yeter artık!
Hedefimi artık kesin olarak belirlediğime göre ona ulaşmak için elimden geleni yapmalıyım!
BAHANE YOK!


Son zamanlarda dinlediğim ve çok sevdiğim bir şarkıyla bitireyim bari :)
Not: Ben gibi motivasyon ihtiyacı duyanlara yararı olur umarım :)
Dip Not: Herkes musmutlu ve motivasyon dolu geçirir günlerini inşaallah ^_^
Derinlikteki Not: Tıptan vazgeçme eşiğindeydim ve vazgeçtim. Yeni hedefimi söylemek istemiyorum ama kazanabilirsem öğrenirsiniz inşaallah :) 
Öyle işte :)