Yazılarımı okuduktan sonra yorum yapmayacak olsan bile yazımın hemen altındaki "okundu" butonunu işaretle olur mu :)
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2014 Salı

Zorunlu Okunacak Kitap Listesi #2 - Yaban Kitap Özeti

Eveet nihayet 2. kitabımızdayız :) Çoktan 3. kitaba başladım ayrıca, onun yazısı da yakında gelir :) 
Maalesef kitabımız ilk görüşte bende acayip gıcıklık hissi uyandırdı ve amcamızın bütün kitapları da aynı kapağa sahip ne yazıkki :(  Fakat bu kötü kapağın arkasındaki romanı oldukça beğendim ve söylemeden edemiyeceğim Yakup amcamız beğendiğim bir Türk yazar oldu :) Diğer kitaplarını şimdi okuyacağımı sanmıyorum çünkü bulunduğu dönemden kaynaklı(Cumhuriyet dönemi) yazdığı kitapların büyük bir kısmında benzer temalar işlenmiş. Kitapta beğenmediğim bir yön daha var; Kemalistliği çok övmüş. Bence bir insana kayıtsız şartsız bağlanmak hatalı bir davranış, her insan hata yapar sonuçta ve Atatürk'ün de hataları olmuş. Ne yere göğe sığdıramamalı ne de yerin dibine sokulmamalı. Maalesef insanlar pek tutturamıyor bunun ayarını...

Kitap özetimize geçelim artık :)


-----UYARI! Kitabı okumak isteyenler buradan sonrayı okumasın!-----  
Kitabımızın ana karakteri Celal Paşa'nın oğlu Subay Ahmet Celal. Kitaptaki yazanlar Ahmet Subay'ın günlüğüdür. Karakterimizin İstanbuldaki burjuva sınıfında bulunmakla beraber bu durumdan yorulmuştur. Çevresinde yapmacık pekçok insan bulunması bu yorgunluğunun en temel sebebidir. Köye Türkiye'nin asıl sahibi olan anadolunun parçası insanlarla içiçe yaşamak için gitmiştir ayrıca yardımcısı Mehmet Ali çağırmıştır onu kendi köyüne. 
Köye gittiğinde gurur duymaya başladığı ama İstanbul'da utancı olan savaşta kaybettiği sağ kolunun aslında hiç dikkat çekmediğini farkeder. Çünkü köyde hastalık, kolsuz olmak, ağma olmak v.s. gayet olağan şeylerdir. Çok uzatmadan söyleyeyim köyde umduğunu bulamamıştır; insanların cahil olması, ürkek olması, karnını doyurmak dışında başka derdinin olmaması onu hüsrana uğramıştır ama yine suçu burjuva sınıfında bulmuştur. Halkı kendilerinden o denli soyutlamarının halkı bu hale düşürdüğünü söylemektedir karakterimiz.
Olaylar kısaca şöyle gelişiyor kitapta: Karakterimiz köyde bunalıma girmenin eşiğindeyken aşık oluyor: komşu köyde yaşayan yetim Emine'ye. Hatta bu aşkından dolayı Mehmet Ali'nin ailesinin yanından ayrılıyor çünkü Emine'yi Mehmet Ali'nin kardeşi İsmail de sevmektedir. Ahmet Subay, İsmail'in yaşının küçük olmasını fırsat bilip hemen Emine ile evlenmek ister ama Emine kabul etmez: Ahmet Subay'ın "Yaban" olduğunu söyler ayrıca İsmal ile evlenmeyi düşünmektedir. Ahmet Subay yine bunalımın eşiğinde dolaşmaya başlar. Tabi o sırada Sakarya Savaşı sürmektedir. Savaştan bi haber köy halkı düşmanın palavralarına inanmakla beraber Türk askerine de düşman kesilmiştir. Ta ki düşman askerleri köye gelene kadar; köyü talan ederler, yağmalarlar, yakıp yıkarlar ve en son halkın namusuna el uzatırlar. O sıra da Emine kendisini kurtarabilecek tek kişinin Ahmet Subay olduğunu anlar ve gizlice onunla kaçmaya kalkışır fakat onlar kaçarken çıkan kargaşa sonucu düşman askerleri köy halkını ateşe tutar. O sıra da Emine ve Ahmet Subay da yaralanır. Emine'nin artık kurtulmasının imkanı olmadığını anlayan Ahmet Subay günlüğünü Emine'ye bırakır ve uzaklara gider. Ahmet Subay'ın günlüğünü ise çok sonra köye gelen Tetkiki Mezalim Heyeti bulur.
Diğer karekterleri tanıtacak olursak:
-Mehmet Ali: Ahmey Subay'ın yardımcısı. Ahmet Subay ile cephede beraber savaşmışlar.
-İsmail: Mehmet Ali'nin kardeşi. Yaşı küçük olmasına rağmen oldukça yaşlı görünmektedir. Köyün zor şartlarından kaynaklı olarak insanlığı pek gelişmemiş bir genç.
-Zeynep Kadın: Mehmet Ali'nin annesi. Hayatının amacı ailesinin karnını doyurmak olan sert mizaçlı Anadolu kadını.
-Emine: Ahmet Subay'ın aşık olduğu komşu köyden bir kız.
-Bekir Çavuş: Köylünün arasında cahillikten kurtulmaya belki de en yakın olan insan. Daha önce cephede çavuşluk yapmış.
-Süleyman: Hayırsız karısını seven, sıtmalı gariban bir adam.
-Cennet: Süleyman'ın hayırsız karısı.
-Memiş: Süleyman'ın konuşmayan dostu.
-Salih Ağa: Fırsat buldu mu herkesin  parasını yürütmeye çalışan iğretisi karakter.
-Şeyh Yusuf: Köyü uydurmalarla kandırıp dolandıran, azığı bitince köye gelen ve taşıyamayacağı kadar çok hediyeyi yüklenip gidecek kadar arsız bir Şeyh.
-Emeti Kadın: Ahmet Subay taşındıktan sonra onun bakımını üstlenen tatlı teyze.
-Hasan: Emeti Kadın'ın torunu, küçük yaşında çobanlık yapıyor.(Sanırım kitaptaki en sevdiğim karakter.)
Kitaptan altı çizili sözler:
Biraz uzun bir özet oldu ama zaten bu özeti daha çok kendim için çıkarıyorum, bu serinin ilk yazısında da dediğim gibi okulda verilen listedeki kitaplardan sene sonu sınav yapılacak. Hem okuduklarımı unutmamak hem de unutursam dönüp buradan okuyabilmek için yazıyorum. Ayrıca ödevi olan ya da ilgilisi de okusun diye bura da yayınlıyorum :)


Öyle işte... :)

7 Ocak 2014 Salı

Zorunlu Okunacak Kitap Listesi #1 - Fareler ve İnsanlar Kitap Özeti

Okulda bize bir kitap listesi verildi. Bu listedeki kitaplar zorunlu okunacak demediler ama, sene sonunda bu kitaplardan sınav yapacaklarını ve ayrıca tüm hocaların okuduğumuz kitap listesini not olarak değerlendireceğini söylediler. E sonuç olarak zorunlu oldu liste :) Liste fena değil aslında. Okuyoruz işte :) Kitap özeti serisi yazma nedenim ise, kafamda daha kalıcı olması. Madem özet çıkarıcam dedim bari bloğa da yazıyım :) Ha ayrıca sanırım bu listeyi MEB oluşturmuş. 
Bloğumda kitaplar için ayrı bir sekme oluşturdum :)
Bu yeni yazı serim kısıtlı olucak tabi, listede kaç kitap varsa o kadar sayıda yazı olucak. Sonra talep olursa okuduğum kitaplar hakkında yorum yapıp özet çıkarabilirim tabi.
Bide son olarak bu dizide kitap hakkında önce kısa bir yorum sonra da özet yazacağım. Özet kısmında kitabı anlatacağımdan dolayı kitabı okumak isteyen kişilerin okumamasını tavsiye ederim :)

 Duygu tasvirlerinden tutun, çevre tasvirlerine anlatımı harika bir kitap. Dili gayet anlaşılır ve kitap da oldukça ince: 126 sayfa. Kitabın sevmediğim tek yanı şu; çok fazla genelev ve içkiden bahsediyor. Özellikle genelev konusunu oldukça mantıklı birşeymiş gibi göstermeye çalışıyor(çok mantıklı birşeydir emin(!)).  Okuyup okumamak arasında ikilem yaşarsanız okuyun derim: melankolik bir havada değilseniz tabi çünkü kitabın sonu mutlu bitmiyor maalesef :(



-----UYARI! Kitabı okumak isteyenler buradan sonrayı okumasın!-----

Lennie ve George, beraber çiftlik çiftlik dolaşıp yük taşıyarak para kazanan ana karakterlerimizdir. George zeki ve sinirli, Lennie ise aynı bir çocuk gibi saf ama oldukça kuvvetlidir ayrıca güzel bulduğu herşeyi okşamayı sevmektedir(fareler, tavşanlar, köpekler, kumaşlar, saçlar..). Lennie çok saf olduğu için başını sürekli belaya sokmaktadır. Lennie, her başını belaya soktuğunda da George la beraber bulundukları çiftliği terk etmek zorunda kalmaktadırlar. Kitabımızdaki olayın geçtiği çiftlikteki karakterler ise: Slim(arabacıların başı, çiftliğin sözü değer gören kişisi), Yaşlı Candy(Çiftlikte yaşadığı kazadan dolayı bir eli yok ve bu yüzden çiftlikte ona iş vermek zorunda kalmışlar, George ve Lennie'nin çiftlik hayalini öğrenince onlarla ortak olacaktı), Carlson(George ve Lennie ile aynı işi yapıyor, bence vizcdan diye birşeye sahip değil ayrıca Luger tabancası var :/ ), Crooks(kambur, zenci olduğu için dışlanıyor, seyis), Whit(kitabın niteliksiz karakteri, işi Carlson ile aynı), Curley(çiftlik sahibinin oğlu, bulunduğu bölgede hafifsiklet boksör olarak nam yapmış, sinir hastasının teki) Curley'nin karısı(çiftlikteki adamlarla uğraşan bela bir kadın). 
George ve Lennie bu çiftliğe geldikten sonra Yaşlı Candy'i hayallerindeki çiftliğe ortak ederler. Lennie'nin sevip okşayabileceği yavru bir köpeği bile olur hatta. Sonra olaylar kızışmaya başlar. Curley, zaten ilk andan itibaren Lennie ile uğraşmaktadır. Bir süre sonra Curley, Lennie'ye sataşır ve Lennie onun elini kırar ve bunu sadece Curley'nin elini sıkarak yapar. Bu olaylardan sonra Curley'nin karısı Lennie'nin yaptığından memnundur çünkü kadın, kendi hayatından kurtulmak için Curley ile evlenmiştir ve Curley'den nefret etmektedir. Curley'nin karısı Lennie ile çiftlikte konuşmaya gider, kadının saçlarını çok yumuşak bulan Lennie onun saçlarını tutup bırakmaz. Kadında çığlık atar. Lennie o sırada kadının ağzını ve burnunuda kapatır. Kadın kurtulmaya çalıştıkça kadını sarsar ve istemeden boynunu kırar(o kadar güçlü yani). Panik yapan Lennie kaçtığında saklanması için George'un söylediği yere gider ve George'u bekler. Ama çiftliktekiler öldürmek için Lennie'yi aramaya çıkarlar ve George'da kendisinden şüphelenmemeleri için onlarla beraber gider(Yanına da Carlson'ın Luger tabancasını almıştır.). Herkes Lennie'yi ararken de, Lennie'yi o tabanca ile vurup öldürür(Carlson'ın, Yaşlı Candy'nin köpeğini öldürdüğü teknikle.). 
Sonuç olarak hemen hemen herkes için son kötüdür: George'un hayalleri suya düşmüştür ve arkadaşını kendisi öldürmüştür(muhtemelen diğerleri onu acı çektirerek öldürmesin diye öldürdü ama her halükarda kaçabilirlerdi de.), Candy'nin o çiftlikten kurtulup kendi toprağına sahip olma haylleri suya düşmüştür, Curley'in karısı öldü zaten(hem Curley hem de karısı için kötü), Crooks yine yanlız. 
Kitabın bana hissetirdikleri:
Herkesin içerisinde saf, panikleyen, unutkan ve birazda aptal bir Lennie var bence.
Kendisini dışardan soyutlayan ama aslında soyutlamak istemeyen Crooks lar var hayatta bence.
İnsanlar, George gibi sinirlendiklerinde istemedikleri şeyler söyleyebiliyorlar ya da çaresiz hissettiklerinde yanlış şeyler yapabiliyorlar.
Hayatta Carlson gibi duygusuz ve lüzumsuz insanlar da var maalesef.

Kitaptaki konu çok uzun olmadığı için nasıl özet çıkaracağımı tam bilemedim, kusuruma bakmayın ^^


Öyle işte... :)

6 Şubat 2013 Çarşamba

Okudum ve Bitti: Dostoyevski - Budala

Kitap okumayı çok seviyorum. Dostoyevski'de okumayı en çok sevdiğim yazarlardan :) Kitap güzeldi başından sonuna kadar "Ah Azizim! Nolcak bu Rusya'nın hali.." kıvamındaydı. Demek istediğim kibar salon insanları toğluluğu içinde geçiyor olaylar :) Budala bir prensimiz var. Onun yaşadıkları anlatılıyor romanda. 712 sayfa. Sonlarına doğru cinayet ve aşk konuları da işin içine girdi. Dostoyavski'nin sevdiğim yanlarından birisi de ahlaklı yazıyor olması. Kitaplarını okurken herşey o kadar gerçekmiş gibi geliyor ki :) Tek bir sorun var ki o da bu kitabı beğendiğim halde çok uzun sürede okumuş olmam. Bir daha böyle birşey yapmak istemiyorum ve inşaallah da yapmam :) Ha unutmadan, bir daha bilmediğim yayınevlerinin yabancı kitaplarını almam. Dayım(kitapçısı var) orjinalden çeviri apan yayınevlerinden kitap almanın daha iyi olacağını söylüyor. Mesela önceden ben sefilleri 200 sayfalık mı ne okumuştum, orjinali 800 küsür sayfaymış. Orjinalden çevirisi daha sağlıklı olur diye düşünüyorum bende :)


Bu kitaptan önceden yazdığım alışveriş yazımda bahsetmiştim. Resmi de o zaman çektiğim fotoğraftan kestim. Alışveriş yazım için tık tık

30 Ağustos 2012 Perşembe

Leyla ile Mecnun Kitabı Tam Bir Hayal Kırıklığı..


üşengeç blogcu zennnnnn, nihayet kitap yazısını yazmak için klavyenin başına oturdu :) hadi hayırlısı :)
konumuz başlık da ki gibi Leyla ile Mecnun kitabı hakkındaki hayal kırıklığım.. önce resim pliz 
(boşuna üşengeç demiyorum kendime: resmi bile çekmek yerine internetten aldım :D )

bitireli baya oluyor, sanırım bayramdan bir hafta önce bitirdim. içinde gerçekten beğendiğim yerler oldu, kimisi söz kimiside bölüm olarak ama işte genele bakarsak kötü bir kitaptı yaa.. ben şöyle küçükken izlediğim Osmanlı ve öncesi hakkındaki çizgi filmler tadında bir şey bekliyordum ama değildi.

başlangıçta iyi güzel diyorum Allah'a övgü falan iyi gidiyor kitap. ardından Peygamberimize övgü. ama öyle abartılara girmiş ki bir yerden sonra (Peygamberimizin erkek olduğunu da akla getirirsek) adam neredeyse sapıtmış. tamam diyorum devam.. bu seferde hükümdarı öyle bir övmüş ki sanırsınız hükümdar insan üstü bir varlık. hadi işin içinde kelle kurtarmak var ama yani olmamış be nizami dede. işte sayfalaaar, övgüler, oğla nasihatlar, günlük konular, kendine tavsiyelerden sonra asıl kitabın konusuna gelebildik. yaşı çok büyük olmayan Leyla'dan dilber diye bahsedilmesi çok sinirime dokundu, sürekli hurafelerden söz edilmesi sinirime dokundu, Mecnun'un sürekli çöllerde sürünmekten başka bir iş yapmaması çok saçmaydı v.s. v.s.. sonlarına doğru toparladı gibi ama, ama.. söylemem gerekir ne güzel hiç cinsel unsur katılmadan aşk hikayesi yazılmış diyorken, Leyla'nın bedenini adam bildiği her şeye benzetmiş ona da bir "ÇÜŞ" diyorum. ayrıca sürekli şaraptan ve sakiden(saki=şarap ve içki servisçisi) bahsedilmiş.

kitap kısaca yukarıdaki gibi. kitabı bitirdikten sonra tam bir kitap kurdu olan kuzenimle konuştum biraz, bana geçmişteki Türk kitaplarından hiç hoşlanmadığından bahsetti. benim düşüncelerime katıldığını söyledi hatta. bu kitaptan sonra neden aşk kitabı okumadığıma da cevap bulmuş oldum. kitap okurken gelemiyorum böyle sakız gibi uzayan konulara yani kısaca çok sıkıcııığğğ~~

 neyse kitapta beğendiğim bölümleri işaretlemiş, altını çizmiştim. onlardan birkaçını paylaşayım sizinle :)

"Bizim yaradılışımızın amacı zevk etmek, uyumak ve yemek değildir. Bu yalnız uyku ve yemek konumundan yükselirsen, iyi edersin. Çünkü öküz ve eşek de o konumdadır."

"Aslan yürekli olacaksın ki yaşayasın. Korkaklar(öküz yürekliler), bir iş beceremezler."

"O kadar yalnızım ki, gölgemden başka dostum yok. Ona bile senden haber soramıyorum; korkuyorum, belki bana rakip olur. Sana belki zahmet verir diye, bir gölgeden seni esirgiyorum. Oysa sen, benden gölgeni bile esirgiyorsun." 

v.s. daha var ama yazıyı uzatmaya gerek yok :)

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Zennnnnn'in 2 Alışverişi ve Önceden Yükleyemediği Birkaç Resim

*çok sevimli bir video :3 *

 bu zennnn varya biraz özentilik yaptı bazı blogculara(bir örnek için tık tık) :) alışveriş yazısı eklemek istedi :) bol resimli bir yazı geliyooooooooooor :)

yengemin bana hediye aldığı makyaj seti öncelikle :)
 dış görüntüsü
açılmış olarak olan görüntüsü. aynadaki perdemin yansıması :)
Dove'un 18 renkli far seti. yanlış değilse yengemin aldığı bayan 10 liraya satıyormuş normalde ama tanıdık indirimiyle 8 liraya almış yengem :) pudralı setde vardı ama kuzenim onu ablama verdi. ben ondan ara ara kullanırım :D cilde verebileceği zararın haddi hesabı yok makyaj malzemelerinin ama eğlence işte :)  zaten bazen kuzenlerle ya da arkadaşlarla felan toplandığımızda eğlence olsun diye makyaj yapıyoruz yoksa makyajı hergün yapan birisi değilim :)
yukarıdaki kutu yangemin hediyesinin açılmamış hali :)
vee alışveriş fotolarımda bu resimle başlıyor :) 
ilk ürün neutrogena nın 15 koruma faktörlü, yağsız, güneş kremli nemlendirici mi nemlendiricili güneş kremi mi neyse işte ondan :D 1 defa kullandım henüz sabahları pek dışarı çıkmıyorum oruçtan dolayı o yüzden çok kullanmadım. okul zamanında hergün sürücem nasıl olsa :)
ayrıca neutrogena nın dudak kreminide kullanıyorum tavsiye ederim. çok iyi bir ürün. nivea gibi parçalanmıyor. ve 20 koruma faktörüde varmış onuda geçen farkettim :D
kulesite-adese den aldığım yelpaze. çok tatlıııııı :3 60 kuruş tu. bununda reklamı mı yapılır demeyin yapılır. 60 kuruş ama güzel serinletiyor :D ve çok tatlıııııııııı :D
AIHAO diye bir markanın keçeli kalemleri. çok tatlılar ve kaliteliler :) kulesite-adeseden yine :) 
2. alışverişe gaçiyoruz ^^
kulesite-adese alışverişim. bu alışverişe birkaç gün önce gittim :) kitapların fiyatı çok ucuzdu ve almak istediğim kitaplar ve merak ettiğim kitaplar olunca dayanamadım aldım :) 
  1. Dostoyevski - Budala
    6.90 TL, 712 sayfa, Sonsuz Kitap Yayınevi
    Dostoyevski'nin kaç kitabını okudum hatırlamıyorum ama adam harika yazıyor :) bu alışverişte en çok onun kitaplarını aldım zaten ^^
  2. Dostoyevski - Delikanlı
    fiyatı 4,90 TL idi galiba, 645 sayfa
    , Sonsuz Kitap Yayınevi
    bu kitabın biraz küçük boyutlusu arkadaşımda vardı biraz kurcalamıştım ve hoşuma gitmişti :) almayı planlıyordum yani ^^
  3. Dostoyevski - Karamazov Kardeşler
    4,90 TL, 659 sayfa
    , Sonsuz Kitap Yayınevi
    bu kitap sırf Dostoyevski yazdı diye gördüğümden aldım. hakkında bilgim yok.
  4. Nizami - Leyla ile Mecnun
    4,90 TL, 255 sayfa, Akvaryum Yayınevi
    Leyla ile Mecnun'u internetten kısa kısa okumak yerine kitabını okumak daha zevkli olur diye düşünüyorum. okuyup görücem artık Mecnun Leyla'sı için neler yapmış. garip bir durum mu emin değilim ama şuana kadar hiç aşk kitabı okumadım. 6. sınıfta hocalar okutmaya zoladıkları bir kitap vardı Çalı Kuşu. okumak yerine annemden özetini dinlemiş sınavına öyle girmiştim :D ama o kitabı da bi ara okuyucam inşallah. evde duruyor öyle. gariplik konusuda, yaşıtlarım hep aşk kitabı okuyor hemde hemen hepsi. garipsiyorum çünkü eksik olmayan dizilerinin yanında birde aşk kitapları. sıkılmıyorlar mı yaa~~ -.-" 
  5. Tolstoy - Diriliş
    4,90 TL, 406 sayfa
    , Sonsuz Kitap Yayınevi
    Tolstoy'un da kaç kitabını okuduğumdan emin değilim.. ama adam yazıyor abi yaa :D neyse de gerçekten sevdiğim bir yazar. ilginçtir ki sevdiğim canlı bir yazar yok. hepsi ölmüş :D yaslardayım :P
evet efendim bu kadardı alışverişim. aldığım kitaplar hep kalın kalın birisi hariç. bazı insanlar kalın kitaplardan kaçar ama ben kalın kitap gördüm mü kitap okuma iştahım kabarır. D&R de Anna Karerina diye Tolstoy'un bir kitabını kestirdim gözüme. 1050 sayfamıydı neydi. indirime girsede alsam. :D

sıraaa geç kalmış birkaç resme geldi. bizim dijital fotoğraf makinesi sıkıntı yaratınca bilgisayara yükleyememiştim şimdi yükleyebildim bende hazır yüklemişken ekleyeyim dedim :) resimler çok eski değil 2-3 aylık. 
 migros'tan almıştım. hercail diye geçiyordu. hiç hercail yetiştirmedim ve hercailleride tomurcuklanarak büyüyen bir bitki diye biliyordum. halamda hercail değil bunlar deyince umudum kırıldı ve migros'a çok gıcık oldum. tabi ehrcail konusunda bilgim yok. hercailde olabilirler.
 fesleğenler :) mis gibi kokuyorlardı şuan bunlar kurumaktalar evin balkonunda. baharatlık değil kuruyorlar yani :D harika yetiştirmiştim ama çıkan bir rüzgardan dolayı bir tanesi penceremden aşağı düşmüştü. sonra hercaillerim ve diğer fesleğende düşmesin diye hepsini balkona götürdüm. orada da sanki bahçedeymiş gibi bitkileri hortumla sulayan HARİKA kardeşim sayesinde hercaillerim öldü(ben bu sebebe bağlıyorum. annem alakası yok desede.)(hortumla sulayanda Kerem değil onun bir büyüğü 6 ya geçen Ali.)
rahmetli hercailler :P ve bir kökleri çukurda fesleğenlerim :P 

neyse yazımıda şunu açıklayarak bitirmek istiyorum. zen hakkında bir yazı yazmıştım bi ara. budizmin bir dalı olduğunu ama benim bu ismi seçerken onunla alakası olmadığını söylemiştim. zen in bir anlamını daha öğrendim. Türkçe'de altın demekmiş :)

güzel ve çabuk büyüyen ayrıca önümüzdeki sonbahar ve kış mevsimini göz önüne alarak bana bir çiçek önerebilir misiniz? yine çiçek ekmek istiyorumda :)
tavsiye edebileceğiniz iyi bir yazar var mı? mümkünse kitaplarının dili basit olmasın. mesela tasvir yaparken kahverengi eski bir masaydı gibi yüzeysel tasvir yapmasın. birde kitabında uygunsuz sahneler bulunmasın; sıkıldım öyle yazarlardan çünkü. 

öyle işte~~