Yazılarımı okuduktan sonra yorum yapmayacak olsan bile yazımın hemen altındaki "okundu" butonunu işaretle olur mu :)
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2015 Pazar

Hayatı Öğreniyorum: Akrabalık İlişkileri


Küçükken izlediğim çizgi dizilerden birisiydi Afacan Louie. Dışarı çıkma imkanı olmayan bir çocuk olarak hemen hemen bütün bölümlerini yüzlerce defa izlemişimdir. Yukarıda izlediğiniz ya da izlemek üzere olduğunuz bölümü çok severdim ama bir türlü mana veremezdim. Bölümde Şükran Günü için Louie'nin ailesinin evinde davet veriliyor ve akrabalık ilişkilerine değiniliyor. Herkes birbirine küs; kimse birbiriyle konuşmak hatta görüşmek istemiyor. Yaşım büyüdükçe çevremi daha iyi sorguluyabiliyor ve anlayabiliyorum. Ne kadar ben küçükken herkesin birbiriyle iyi anlaştığını düşünsem de büyüdükçe görüyorum akrabalık ilişkilerinin aslında Louie'nin akrabalarınınkinden çok da farklı olmadığını. Nasıl ve neden bu hale geliyor insanlar? Birbirlerini sevmedikleri için mi? Belki. Kıskançlıklarından dolayı mı? Olabilir. Farklı görüşlere saygı duyamadıkları için mi? Kesinlikle. Uzun süredir görüşmediğim akrabalarımla(sınav senesi yüzünden) bayram ve sonrası oldukça sık görüşmeye başladım. Yetişkinler bir kısmı hariç daha çok yaşıtlarımla görüşmekten de memnunum: ne kadar hepimiz 15-20 yaş aralığında bulunsak da yetişkinlerden daha olgunmuşuz gibi geliyor çünkü birbirimizin farklı düşüncelerine saygı duyuyoruz. Evet, hepimiz insanları daha çok sorguladığımız ve tanımaya çalıştığımız yaşlardayız ama en azından tanımaya çalışıyoruz, yetişkinleri eleştirdiğimiz zamanların dışında hiçbir konu da olanları kestirip atmıyoruz. Umarım değişen ve değişecek huylarımız arasında sabit kalabilecek olan bir huy olur saygı.
---------------------------------------------
Epeydir ne yazı yazıyorum ne de blog okuyorum. Ramazan'ın etkisini üstümden atamadan pek çok şey yaptığım için ihmal edilen yerlerden birisi de bloğum oldu. Affedin. Aklımda bir ton şey var, yavaş yavaş yazmaya çalışacağım. Kendinize iyi bakın :)

Öyle işte ^^

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Gün Geçmiyor ki Yeni Bir Şey Öğrenmeyelim

Sevgili Blogcum, 
Bu gece mezuniyet kınamız vardı ve kınanın eğlencesi dışında bana kocaman artıları oldu. "Hayatta öğreneceğimiz ne kadar çok şey var" dedim.
Öncelikle; kıymet verilen kişilere dikkat etmek gerekiyormuş. Hem de benim gibi insanlar konusunda ince eleyip sık dokuyan birisi bile daha da dikkatli davranmalıymış.
Sonra; dost demek illa ortak bir sürü konu demek değilmiş kesinlikle. Dost, senin arkanda duran, bükülen belini doğrultmaya çalışan kişiye denirmiş. Ortak konularımız çok olsa ne yazar dostun elinden tutmadıkça. 
Burdan bütün dostlarıma sesleniyorum: İYİKİ VARSINIZ!
(Hepsi bloğumu bilmiyor ama olsun kii)

Sevgiler Hayatı Öğrenmeye Çalışan Kırmızı Başlıklı Kız

25 Eylül 2014 Perşembe

Kendi Çapında Bir Çemberim :P

(Kaç gündür evde bağıra bağıra şu şarkının nakaratını söylüyorum. Daha doğrusu sadece "AAAAY LOOOV RAKIN ROOOOĞĞL" deyip ağzımla gitar sesi yapabiliyorum :D ) 
(Sılacığım yakında senin başlıklarını da geçeceğim sanırım :D )
Eveet nihayet bloğun başına adamakıllı geçebildim. Şu 2 hafta bile beni öyle yıpratmış gibi hissediyorum ki bu yüzden sanki 2 hafta değil 2 aydır yazmamışım gibi hissediyorum. Bu yorgunluğuma nedenler; okuldan bazı kişiler, mevsim geçişlerinin çarpması ayrıca şu sınava hazırlanma merasimi(merasim falan değil yaa, çalışmalarımdan bahsediyorum işte :D ), ha birde son olarak başka problemler de var(sadece varlıklarından söz etmem bile yeterli...). 
Vallahi hayat yoruyor insanı. İnsanlar birbirlerinin tepesine binmekten keyif alıyor, adamakıllı konuşmak yerine gözlerle ima etmeyi seviyorlar. Gel söyle kardeşim, ima etmeye cesaretin varda konuşmaya mı yok! Töbe töbe. Bu sözüm artniyetliler için değil sadece, söylemek istedikleri olupta konuşamayanlara da gelsin -.-" Sanki sadece gözlerden ve fısıltılardan ibaret bazı insanlar...
Mevsim geçişleri öyle bir tokat attıki suratıma valla suratın halen mor(:P) :D Hastayım uleeen, iyileşemedim zaten bir türlü :D Boğazım berbat halde, öksürünce göğüs kafesim ağrıyor :( Gözlerim daha iyi durumda. Doktorumu değiştirdim ve doktorumun dediğine göre gözümdeki kuruluk hissi kuru olduğu için değilmiş, meğer alerjim varmış. O da başka bir ilaç verdi, işe yarıyor gibi :D
Üniversite sınavına hazırlanıyorum cınım ama niyeyse program oturtamadım bir türlü. Yapacağıma inanıyorum ama. Geç oldu şimdi mesela ama az daha test çözüp yatacağım. Zaten etütteydim bugün okulda test çözdüm yani :) Yine de program oturtabilsem daha iyi. Deniyorum işte ^^
Hayat yoruyor diyorum ya; gerçekten yoruyor. Ciddi anlamda kötü olduğum anlarda telkinler veriyorum kendime, birileriyle konuşuyorum ve rahatlıyorum ama yine de sanki eski mutluluğum ve gerçek gülüşüm kalmadı gibi. Ya da belki artık sahte gülmüyorum. Arasındaki ayrımı da yapamaz oldum. Sadece şundan eminim; mecbur kalmadığım sürece kesinlikle insanlara iyi davranmalıyım diye çabalamayacağım. Ne gerek var, sonuçta kimse ona iyi davrandığın için iyi davranmıyor sana öyle değil mi?
(Kolay bir yaşam için dua etme, daha zor olanına dayanmak için kuvvet dile"
 (Doğru söze ne denir :) )
Yazılarımı melankolik bitirmeyi sevmiyorum. Sadece bloğa yazmak için sakladığım kafamdakileri de buraya döktüm ve rahatladım biraz daha. Merak etmeyin, daha umut doluyum :)
 (İnsanın belli sınırları olmalı, başkaları o sınırları aşamamalı.)

Öyle işte :)

27 Haziran 2012 Çarşamba

Yaz Tatili ve Birkaç Birşey İşte :) (biraz geç kalmış bir yazı >.<)

►(Play :) ) ♪ ♫ ♪  hajima hajima mamammama gajima gajima mamamamm ♫ ♪ ♫ :D

koca yorucu bir seneden sonra yaz tatilini gerçekten hakettiğimi sanmıyorum ama yinede yaz tatili benim nihahah :D  herhalde bir insanın haketmeyerek kazandığı en büyük ödül yaz tatili :) yav bu kadar övdüm övmeye bari birşey yapabilsem -.-  yahu ne kadar boş bir tatildir bu böyle.. kendi bilgisayarım olsa oturup dizimi izler nette dolaşırım ama kendi bilgisayarımda yok.. telefonum desem internete girmiyor(babam kapattırdı daha ilk telefon geldiğinde(valla suçsuzum :D(gerçekten T.T))) ayrıca

4 Ocak 2012 Çarşamba

Hayat..

"Bir Kurban bayramı daha... 1930'lar çok çok gerilerde kaldı. O günlerin çocuğu da öldü gitti. Sanılır ki, kişi bir kez ölür. Öyle değil oysa! Kişi, yaşam boyunca pek çok kez ölür. Bakarım zaman zaman eski resimlere: İşte Phobus Fotoğrafhanesi'nde çekilmiş resimler. Golf pantolonlu, ya da kısa pantolonlu bir çocuk... Ne oldu ona? Öldü gitti. Daha sonra ilkokul, ortaokul, lise sıralarındaki çocuklar, gençler... Hepsi yok oldular. Yok olmak değil mi ölmek? Öyle ise boyuna ölüyoruz, biçimden biçime giriyoruz, bambaşka bir insan oluyoruz zamanla. Altmışındaki kişiyle sekiz, on, on beş yaşların kişisi nasıl olur da aynı insan olur, olabilir? Zamanın bir oyunu bu bize. Hep ölüyoruz, öle öle büyüyor, değişiyoruz, son ölüme doğru gidiyoruz."


yazarını bilmediğim ama çok etkilendiğim bir yazı öle öle büyüyor, değişiyoruz..


hadi biraz felsefe yapayım size ehehe :) Hayat ne demek? 
Bence hayat:



 uyumak... Necip Fazıl Kısakürek amcanın dediği gibi :
İki yıldız arası göğe asılı hamak…
Uyku, uyku… Zamansız ve mekansız, uyumak.
...
  Her gün yalnız namazdan namaza uyanayım;
Bir dilim kuru ekmek; acı suya banayım!
                                                                 Ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla!

kosssskoca bir kupa kahve.. :3
Bilgisayar aşkı... dizilerim varsa NEDEN OLMASIN ;)
binlerce renkle resim yapmak...
kitaplara gömülüp kendini kaybetmek...














işin şakasını geçersek hayat:

aile
uyku
eğlence
çizgifilm, dizi(kore dizisi), film vs.
temiz hava

doğadan ibaret :)
şşşşttt ilk saydıklarım hala geçerli ;)